• Selvico

Balat Sokakları

Güncelleme tarihi: 17 Kas 2020

İki gün boyunca hastalıkla savaşınca üçüncü gün dayanamadım ve kendimi dışarı attım. Durağım; Balat. Sokaklarda dolaşmaya başlayınca Osmanlı Mezat'ına rastladım. Önce içeri girmeye biraz çekindim. Kapının önünde duran amca samimi bir şekilde "Gir kızım gir, izleyebilirsin." diyince hemen içeri girdim. İçeri girer girmez zaman makinesine girmiş gibi hissettim ve zamanı saliseler içinde geriye aldım, cidden abartmıyorum. Mezat izlemenin beni bu kadar rahatlatacağını düşünmemiştim. Antikaların arasında, açık arttırmadaki diyaloglarda kaybolup gittim, keyifliydi. Daha neler karşıma çıkacak diye düşünürken sokak sokak dolaşmaya başladım. Nerden baksanız 10-11 yaşlarında birkaç kız çocuğunun roman oynadığını görünce ister istemez durup izliyorsunuz, sokak başında keman çalıp şarkı söyleyen küçük çocukları görünce de öyle :) Her insan sevdiği bir yer görünce "Keşke burda yaşasaydım, şu ev bizim olabilirdi yaaa!" diye düşünür ya hani, ben de o fikirlerde kendimi kaybettim. Biraz maymun iştahlı olduğumu varsayarsak, her şeyden zevk almam ve istekli olmam çok beklendik bir durum, ama neyse bunu şimdi tartışmayacağım. Rengarenk kafelerden, kahverengi kahve çekirdeklerinin kokusunu alınca girmemek olmazdı. Cam atölyesini kafe haline çevirmiş bir işletme vardı, haliyle çok dikkatimi çekti ve hemen bir masaya kuruldum. Sohbetleri de kahvesi gibi sıcacık olan bu mekanda belirli günlerde cam atölyelerinin olduğunu öğrendim. Kendinizin tasarladığı bileklik, kolye... Aklınıza gelebilecek her şeyi atölye kapsamında yapabiliyorsunuz. İçecekleri de kendi yaptıkları cam bardaklarda getiriyorlar. Biraz patrikhane dolaştıktan sonra eve dönüş vakti geldiğinde Balat sokaklarındaki rengarenk kapılarda fotoğraf çektirmeden gitmek olmazdı. Kapı önleri stüdyo haline gelmemiş desem yalan olur. Selvico'da durumlar böyle, siz neler yaptınız? :)

53 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör